ratajan
Offline
Cinsiyet: 
Nerden: Şükrü Saracoğlu'ndan
Kayıt tarihi: 23 Kasım 2007, 12:45:10
FENERBAHÇE'Lİ OLMAK AYRICALIKTIR...

Durumum:
Ruh Halim:
Uyarı Puanı:  %0
|
! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !
! FORUMDAN YARARLANMAK İÇİN BURAYA TIKLAYARAK KAYIT OLMALISINIZ !
Ülseratif Kolit
--------------------------------------------------------------------------------
Ülseratif Kolit
Ülseratif kolit kronik ve periyodik olarak ağırlaşan kalın bağırsak iltihaplanmasıdır. Kalın bağırsak mukozasının genellikle yüzeyi iltihaplanır ve ülsere (yara) dönüşür ve hafif kanamalı şekilde kendini beli eder. Hastalığın tipik belirtisi kanlı feces, ishal ve karın ağrısıdır.
Ülseratif kolit Morbus krohn hastalığına çok benzer ve bir birinden ayırmak oldukça zordur. Morbus Krohn hastalığı genellikle bağırsakların tamamında görülse de daha çok ince bağırsakta ve tabii kalın bağırsakta da görüldüğünden bu iki hastalığı bir birinden ayırmak zor olmaktadır.
Ülseratif kolit genellikle 20-40 yaşı arasındaki yetişkin insanlar yakalanmaktadır ve bayanlarda erkeklere oranla daha çok görülmektedir. Almanya da takriben 700-800.000 kişide Ülseratif Kolit görülmektedir.
Ülseratif kolit ağır bir hastalıktır ve hastalık beli aralıklarla ağırlaşmaktadır ve ağırlaştığı zaman kişinin dinlenmesi ve hatta hastanede gözetim altında olması gerekebilir. Ülseratif kolit zamanında tedavi edilmediğinde bağırsak kanserine bile sebep olabilir.
Ülseratif Kolitin Sebebi: Bağırsak mukozasındaki bu iltihaplı değişimin sebebi yıllardır süren araştırmalara rağmen neden olduğu ve nasıl tedavi edilebileceği bilinmemektedir. Uzmanlar bu konuda farklı görüşteler. Bu görüşlerden bazıları: Enfeksiyon, genetik kalıtım, psikolojik faktörler olabileceği yönündedir. Bana göre bağırsaklardaki bu iltihaplı hastalıkların asıl sebebi bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle mikroplarla baş edememesidir.
Ülseratif Kolit hastalarında hastalık % 50 oranında kalın bağırsağın son kısmında (rektum) görülmekte ve % 30 oranında kalın bağırsağın sol iniş kısmında ve sadece % 20 oranında kalın bağırsağın tamamında görülmektedir. Hastalık % 85 oranında kronik olarak yıllarca devam eder ve periyodik aralıklarla hafif ağırlaşır ama pek problem yaratmazlar. Hastalık sadece hastaların %10’unda çok ağır ve tehlikeli görülebilir.
Hastalığın Belirtileri: Hastalık ne kadar çok yayılmışsa o kadar çok ağır geçer ve aşağıdaki belirtileri görülür. Kanlı İshaller, feces cerahatli, sümüksü olur ve kişide günde 10-20 defa ishal olabilir. Bu aşırı kanlı ishaller kansızlığa sebep olabilir ve bu kansızlık hayati tehlikeye sebep olabilir. Zayıflama Karında kramplı ağrılar Hafif ateşlenme nadiren Ülseratif kolitle birlikte deride ve gözde iltihaplanmada olabilir. Çok nadiren de toksik zehirlenme görülebilir.
Ülseratif Kolitin Teşhisi: Kan testi ile hastalığın ağırlığı ve kanamanın yoğunluğu anlaşılır, bu nedenle kan testi yapılması şarttır. Kolonoskopi ile kalın bağırsak mukozasından alınan doku ve iltihap incelenir ve hastalığa sebep olan bakterilerin özelikleri tespit edilir. Buna ilaveten ultrason muayenesi yapılır. Tabii bağırsak florasının iyice incelenmesi gerekir ve de patolojik bakterilerin olma ihtimalinin olmaması gerekir.
Ülseratif Kolitin Tedavisi: Ülseratif Kolit günümüzde kortizonla tedavi edilmeye çalışılmaktadır. Fakat kortizonun o kadar çok yan tesiri vardır ki bu ilacın tedavide kullanılmaması daha uygundur. Kortizon yerine keten, çörekotu ve Gökçek İksiri kullanılmalıdır. Bağırsaklarda bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle iltihaplanmaya sebep olan bakteri ve mantarları yok edemez. Antibiyotik ilaçlar kullanınca sadece zararlı bakteriler yok olmaz, aynı zamanda faydalı bakterilerde azalır. Bozulan bağırsak florası nedeniyle faydalı bakteriler azalır ve onun yerine çok tehlikeli mantarlar yerleşir.
Doğru ilaç kullanmak gibi doğru beslenmekte çok önemlidir. Peynir, et ve mamulleri vücuttaki asit oranını artırır. Asidi nötrleştirmek için aşırı oksijen ve kalsiyum kullanılır. Aşırı oksijen harcanması demek bağışıklık sistemindeki T-Hücreleri, B-Hücreleri, Lenfositler, Makrofajları vb enerji düştüğünden mikroplarla mücadele edemezler. Siyah çayda mahsurludur, çünkü siyah çayın birleşimindeki tanın bağırsakları kurutur ve bağırsaklarda 2.000.000.000 pompa vardır. Pompalar vitaminleri, mineralleri ve aminoasitleri absorbe ederler, şayet kuruma olursa fonksiyonları azalır.
Bağırsak mantarlarının ürettiği zehirli maddelere mikotosinler denir ve Mikotosinler (mantar zehirleri): Kronik bronşit, astım, psödo-krup, bronş karzinomu, ishal, kabızlık, bulantı, besin alerjisi, kronik bağırsak ilt. (morbus krohn hastalığı ), kalın bağırsak iltihaplanması (kolit), kalın bağırsak ülseri (Ülseratif kolit), psödo-alerji, alerji, alerjik astım, kronik bronşit, enfeksiyon ve çocuklarda hiperaktiviteye neden olur. Buna karşı kullanılan kortizonlu ilaçlar küf mantarının yayılmasına neden olduğundan hastalık daha da karmaşık bir hal alır ve daha başka hastalıklarda ortaya çıkar. Mikotosinler organizmayı tahrip eder, mutajenik (genetik değişim yaratan), kanserojen (kanser yapıcı ), ve teratojenik (organ ve dokuların özürlü olmasına sebep olan) etkilere sahiptir.
Sağlıklı kalabilmenin ve sağlıklı yaşayabilmenin en önemli faktörü kılcal kan dolaşımıdır, çünkü vitamin, mineral, aminoasit, enzim vb., besleyici maddenin hücrelere ulaşması ve de mikroplarla mücadele eden maktofaj, T ve B- Hücreleri gibi savunma mekanizmalarının hücre aralarında dolaşması buna bağlıdır. Gökçek İksiri ile tedavi olmak mümkündür, tabii doğru beslenirseniz tedavi sürecide o oranda kısalır. [FONT='Verdana','sans-serif']Gökçek İksiri vücudu curuflar'dan arıtır, itihaplı hastalıkları iyileştirir ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Gökçek Tonik mide-bağırsak rahatsızlıkları, deri hastalıkları ve her türlü allerjiyi iyileştir.
Asla peynir yememeli, çünkü asidoza ve iltihaplanmaya sebep olur. Siyah çay, kahve ve cola içmemeli, çünkü bağırsakları kurutur ve vitamin, mineral ve aminoasitlerin alımını (absorbesini) önler. Et ve et mamülerine 5-6 ay aravermek gerekir, çünkü asidoza sebep olur, buda birçok hastalığın ana kaynağıdır. Akşam yemeği yerine çok az yoğurt, meyve veya salata yenebilir veya sebze çorbası içilebilir. Hayvansal besinler, tahıl, bakliyat ve hamurlu yiyecekler akşam yenirse tam sindirilmez ve zamanla problemlere sebep olur. Ne kadar hamurlu besin o kadar yağ oluşur, çünkü nişasta glukoza (şekere) dönüşür, şekerde yağa dönüşerekvucutta depolanır. Gökçek Diyet[/font]
|